içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

TIBBIN DÜNÜ, BUGÜNÜ, GELECEĞİ...

 

Dünya yeni icat ve teknolojilerin etkisiyle hızlı bir değişimden geçiyor. Bununla birlikte yeni yaşam tarzları, kültürler, alışkanlıklar, deneyimlerle birlikte düşünce ve bilgi de ciddi bir transformasyon geçiriyor. Dün bildiğimizi sandığımız ne varsa, bugün yeni bilgi ve deneyler ışığında değersizleşebiliyor, doğruluğundan emin olduğumuz ve toplumun geneline hakim olan genel kabuller yerini bir anda tam zıddı yönde kanaatlere bırakabiliyor.

 

Bunlara ek olarak internetin de etkisiyle meydana gelen bilgi bombardımanın oluşturduğu dezenformasyon bazen öyle sonuçlara yol açıyor ki, insanlar sağlıklarından hatta hayatlarından olabiliyor. Özellikle sağlık ile ilgili enformasyona artık son derece kolay ulaşılabilir olsa da, gerçek bilgiye, hakikate ulaşmak her geçen gün daha da güçleşiyor.

 

Yüzbinlerce yıllık insan geçmişinde hastalık hep olduğu gibi tıp da hep vardı. En genel anlamda "iyileştirme sanatı" demek olan tıp, hastalık önleyici ve hastalık iyileştirici olarak her türlü enstrümanı denedi, deneyimledi ve yüzyılların imbiğinden geçirerek bir sonraki nesle aktardı. Önceki nesillerin tecrübeleri yeni nesillerin ortak bilinçaltına, yazılı ya da oral literatürüne dönüştü.

 

Bu literatüre hakim olan ve bunu insanları iyileştirmek için kullanan insanlara ise hekim dendi. Hekim; yani hikmetli insan. İşte son yüzyılda kaybettiğimiz en önemli kavramlardan biri de bu değil mi; hekimliğin hikmet boyutu.

 

Her ne kadar 20 asırda tıp teknolojisinin ve biyolojik araştırmaların zirveye çıkmasıyla insan organizması daha önce anlaşılamadığı kadar anlaşılsa da, ne acıdır ki madalyonun öbür yüzünde tıp, insan iyileştirmenin kutsal  boyutundan koparıldı ve insan hayatı, rant odaklı materyalist bir anlayışın esiri haline getirildi. Evet, binlerce yıldır sadece son yüzyılda, batılı merkezlerden pompalanan Ortodoks bir tıp anlayışının mahkumu haline getirilen insanlık, semptom odaklı palyatif bir şifa paradigmasının döngüsüne sokuldu. Tabi bu kısır döngü içinde insanlığın binlerce yıllık şifa metotları da unutuldu, unutturuldu.

 

Ancak dünya değişmeye devam etti ve anlayışlar da ihtiyaçlar nispetinde değişti, dönüştü. Artan dünya nüfusu,  yeni beliren rahatsızlıklar, tedavi edilemeyen kronik hastalıklar, sigorta sektöründeki yetersizliklerle de birleişince günümüz ortadoks tıp anlayışı her alanda etkili cevaplar veremez hale geldi.

 

En çok da bu yüzden, son yıllarda, unutulmuş bazı geleneksel tıp metodları hatırlanmaya, gündeme gelmeye başladı. Tıp dünyasında yükselen bu grafik hayat içinde o kadar hızlı bir karşılık buldu ki, bugün artık bazı ünlü sanatçıların sülük uygulatması, bazı Holywood starlarının arı iğnesiyle gençleşmesi, dünyaca ünlü sporcuların hacamat yaptırması sıradan bir hal aldı.

 

İşte bu köşede her hafta, T.C. Sağlık Bakanlığmız tarafından da resmi olarak desteklenen ve mevzuata bağlanan akupunkturdan hacamata, ozon tedavisinden manuel terapiye, apiterapiden fitoterapiye tüm tamamlayıcı tıp ekolleri hakkında bilgiler, belgeler ve deneyimler paylaşacağız. Bütün bu ekollleri kapsayan çatı olan GETAT (geleneksel vre tamamlayıcı tıp) hakkında bilgi yanlışlarını doğrularıyla, hurafeleri ise asıllarıyla değiştereceğiz.

 

Tıbbın kapsayıcı çatısı altında kendine tamamlayıcı bir fonksiyon arayan bu binlerce yıllık şifa metodları sizin için de bilmeye ve denemeye değer şeylerse, bu köşedeki yazıları takip etmenizi tavsiye ederim.

 

Sağlıcakla kalın.

 

 

Dr. ERGİN ERTAN

Bu yazı 1894 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum