içerik yükleniyor...Yüklenme süresi bağlantı hızınıza bağlıdır!

Ekonomide neden bu inat?

MAHKEMELERDE İCRA DOSYA SAYISI 21 MİLYONU BULDU. PROTESTOLU SENETLER 574 BİN VE KREDİ KARTLARI, TÜKETİCİ KREDİLERİ ARTIK BANKALARIN CİDDİ PROBLEMİ HALİNE GELDİ.

İşsiz sayısı son bir yılda 1.9 milyon arttı.

 

Son 9 aydır Türk ekonomisi küçülmeye devam ediyor. Bütçe açıkları planlanan 80 milyar TL’yi ilk 6 ayda aştı ve kontrolden tamamen çıktı. Vergi borçları, tüm aflara rağmen tahsil edilemiyor. Çünkü, ekonomide talep yok, yatırım yok, üretim yok, kar yok, yurt dışından gelen sermaye yok.

 

Ve maalesef ekonomi yönetimi hala ve ısrarla doları baskılayarak aşağı çekmeye çalışıyor. Halkın elindeki dövizleri bozdurmasını bekliyor, bence beklemeye devam edecekler, çünkü dolar 7.5 TL bandını geçmeden kimse dolarını bozdurmaz. Bir ay sonra dolarını 8 TL’nin altında bozdurmak istemeyeceği gibi döviz almaya devam edecek.

 

 

Son belediye seçimlerinde, AKP büyük şehirleri kaybetti. CHP’nin aldığı iller nüfusun % 55’ini temsil ediyor. Anavatan partisinin 1989 yılında belediye seçimlerinde yaşadığı hezimetin bir benzeri.

 

Anavatan partisi için 1989 seçimi, sonun başlangıcı olmuştu.

 

Metropol araştırma şirketinin yaptığı son araştırmaya göre, Ak Partinin gidişatı hiç iyi gözükmüyor.

 

Temmuz 2018’de yapılan araştırmada, Erdoğan’ı onaylıyorum diyen kitle % 53.1 idi, 2019 ağustos ayında aynı soruya halkın cevabı % 44, yani bir yıl içinde Erdoğan’ı onaylayanlarda düşüş % 9 civarında gerçekleşmiş.

 

Ekim ayı ve devamında zamlar artarak gelmek zorunda ve vergi tahsilatı olmayınca mecburen hükümet zamlara yüklenmek zorunda. Sadece doğal gaza gelen zam bir ayda % 30. Sigaraya % 100, içki gıda, kırtasiye, okul ücretleri, taşıma, elektrik gibi mecburi kalemlerde artış son bir yılda % 50 ile  % 120 arasında meydana geldi.

 

Vatandaş günlük ihtiyaçları ile mücadele içinde, işsizlik ve hayat pahalılığı onun birinci problemidir ve beklediği çözüm gelmiyor. Satın alma gücü düşmeye devam ediyor. 2013 yılında kişi başına milli gelir 12,500 Dolar’dan bugün 9,000 doların altına inmeye başladı.    Son 6 yılda halkımız % 30 fakirleşti.

 

Fakirleşmeye rağmen hükümet ekonomi çok iyi her şeyin mükemmel olduğunu anlatmaya çalışıyor ama, halk fakirleşmeyi sokakta ve evinde yaşıyor, hissediyor. Gelecek kaygısı ağır basıyor.

 

Vatandaşın dış politika gündemi yok. Beka sorunu yok.

 

Suriye iç savaşı sadece ülkemize gelen yabancıların halkta yarattığı sıkıntılar dolayısıyla gündeminde. Suriyeliler sebebi ile işsiz kaldığını düşünmekte ve hükümete kızgınlığını seçimlerde gösterdi ve işsizlik arttığı sürece kızgınlığı artacaktır.

 

Katil Esat’mış veya Esed’miş, ABD, Rusya, S 400’ler, F-35, Mısırda Sisi diktatörmüş, Suriye’de özgür Suriye ordusu bizimle beraber savaşıyormuş veya şimdi bize karşıymış, HTŞ, el kaide gibi selefi ve cihatçı grupların kim olduğunu bilmiyor ve zaten kafası çok karıştığı için ilgilenmiyor bile artık.

 

Ak Parti, 31 Mart seçimlerinde ‘’Beka’’ sorunumuz sloganı ve kampanyasının işe yaramadığını görmüştü. Buna rağmen AKP, hala MHP ile beraber milliyetçi söylemlere daha yoğun olarak devam ediyor. ‘’ gücümüzü test etmeyin’’ gibi hamaset içeren cümlelerin halkta karşılık görmediğini ve ters teptiğini anlamakta zorluk çekiyorlar.

 

Şimdi ‘’Atom bombası’’ için çalışmalar devam ediyor sözlerinin milliyetçi kesimi etkilemek için gündeme gelmesinin siyasi bir getirisi olacağını hiç düşünmüyorum.

 

Eğer potansiyel düşman görülenlere göz dağı vermek için ise, çok erken bir çıkış olduğunu ve Türkiye’yi beklemediğimiz yerlerden ve beklemediğimiz zamanda sıkıntıya sokacağını sanıyorum.

 

Gazete ve televizyonların % 90 kadarı hükümete yakın olması, sosyal medyayı çok daha güçlü iletişim aracı yapmış ve çok hızlı büyütmüştür.

 

Fiziğin birinci kuralıdır, ‘’ Etki, tepkiye eşittir. ‘’ yani sonuç sıfırdır.

 

Vatandaş, haklılık ve haksızlık konusunda hassastır. Erdoğan haksız yere hapse atıldığı için halk Erdoğan’ı başbakan yapmaya karar verdi ve yaptı.

 

Ancak halk, Erdoğan’ın diğer parti ve siyasiler için kullandığı sıfatların kelimelerin ve tarzın artık kendilerini rahatsız ettiğini son belediye seçimlerinde ifade etmeye çalışmıştı.

 

Erdoğan’ın üslubunu yumuşatması ve ekonomi ile ilgili alınması gereken zor kararları hemen alması ile beraber, önümüzde sıkıntılı günler olacağını ama mutlaka Türkiye’nin bu problemleri aşacağını samimi ve açıkça anlatması gerekir.

 

Ak Parti sözcüleri ve ekonomi yönetiminin ‘’ Ekonomi çok iyi, dünya bizi kıskanıyor, dış mihraklar’’ gibi artık inandırıcı olmayan söylemlerden uzaklaşması gerekir.

 

Bu tip konuşmalar sıkıntı yaşayan halkı daha çok ajite ettiğini ve kendileri ile alay edildiği hissiyatına kapılmasına sebep oluyor. Çünkü artık inandırıcı değil.

 

İçerde ve dışarda, ekonomi yönetimine güven kalmadı. Bundan sonra ekonomi yönetimi en doğru önlem ve kararları alsa dahi, artık fayda getirmez. Çünkü, güven değil güvensizlik var.

 

AKP’den ayrılan ve yeni partiler kurma çabasında olan kişiler ile ilgili menfi konuşmalar, Erdoğan’ı daha fazla parti başkanı ve daha az Cumhurbaşkanı yapıyor.

 

Duble yollar, köprüler, alt yapılar projelerini anlatarak AKP oylarını arttıramaz. Zaten, halk bu icraatları yaptığı için AKP’ye 18 yıl iktidarı verdi. AKP’nin icraatlarını halk verdiği oylar ile ödedi, mahsuplaştı ve hesabı kapattı.

 

‘’Dünle beraber gitti cancağzım, ne kadar söz varsa düne ait, şimdi yeni şeyler söylemek lazım !’’

 

Ak parti, Anavatan partisinin yaşadıklarını çok dikkatli incelemesi gerekir.

Bu yazı 6528 defa okunmuştur.
YAZARIN DİĞER YAZILARI
FACEBOOK YORUM
Yorum